Türkiye avrupa birliğine girmeli mi?

Delphi'de kod yazma ile ilgili sorularınızı bu foruma yazabilirsiniz.

Türkiye avrupa birliğine girmeli mi?

Oylama bitti: 27 Arl 2004 11:17

Ne olursa olsun girmeli
3
6%
Diğer ülkelerle eşit şartlar verilirse girmeli
37
70%
Biraz taviz verilerek girilebilir
1
2%
Girmesin
12
23%
Fikrim yok
0
Oy yok
 
Toplam oy : 53

Türkiye avrupa birliğine girmeli mi?

İleti mussimsek » 13 Arl 2004 11:17

Merhaba,

bu cuma netice belli olacak. Avrupa birliği bazı nedenlerden bizi almak istemezken, dışarda kalmamızı da istemiyor. Özel bir takım statüler verelim diyorlar ve bazı şeyleri diretiyorlar :

* zaten nakit para yardımı olmayacak veya çok sınırlı olacak,
* kıbrıs rum kesimini tanıyın diyorlar,
* serbest dolaşım hakkı olmayacak vs.

Siz bu konuda ne düşünüyor sunuz?

Kolay gelsin.
En son mussimsek tarafından, 27 Arl 2004 06:32 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
Kullanıcı avatarı
mussimsek
Admin
 
İleti: 7241
Kayıt: 09 Haz 2003 11:26
Konum: İstanbul

İleti fahrettin » 13 Arl 2004 12:31

Almanya'ya gidiş gelişlerden edindiğim izlenim şu:
Avruba birliğinin dinamosu Almanya birlik öncesi ekenomik gücünden ciddi oranda kan kaybetmiş durumda... Malum bileşk kaplar kuralı eğer kapları birleştirirsen hepsi aynı seviyede olana kadar yüksek olan azalır az olan da çoğalır. Tabi en yüksek olan Almanya hızlı bir ekonomik kan kaybına belki de çöküşe girdi..... İsviçre gibi güçlü bir ekonomiyi birliğe dahil edemeyince de sırtındaki AB kamburu gittikçe arttı. Dolayısıyla bu açıdan bakınca yeni bir kambur daha istemedikleri kesin.... Ayrıca Almanya'da yaşayan Türkler'in entegre olamadıkları tabiri altında asimile edemediklerini görüyor olmaları birliğe katılacak Türkiye'yi de kendi çarkları içinde yoğuramayacaklarının bir ispatı. Bu nedenle de Türkiye'nin tam üyeliğine sıcak değiller aslında....
Fakat diğer yandan Türkiye'nin muhteşem genç nüfusu, muhteşem bir pazar oluşu, turizm imkanları, yer altı kaynakları bunlar da hepsinin ağzını sulandırıyor.....
Dolayısıyla belki de onlar da ne yapacaklarını bilemiyorlar.... O yüzden de tam üye degil de ayrıcaklılı üye vs... konularını çıkartıyorlar....
Tabi bir diğer yandan Almanya içinde AB'den çıkma meseleleri de konuşuluyor. Bu konuşmalar ne boyutta bilmiyorum ama ben giddiğimde duyuyorum.....
Bu nedenle aklıma şöyle bir senaryo da gelmiyor değil.... Türkiye dayattığı için koşulsuz tam üyeliğe bizi galiba alacaklar... Ama bizim tam üyeliğimizin gerçekleştiği muhtemel tarihte yani 5-10 yıl sonra AB bu günkü Ab olmayabilir..... O günlerde AB'nin güçlü üyeleri ÖZ Avrupa Birliğini kurabilir ve sade AB'nin pek önemi kalmayabilir. En azından bizim kaynaklarımızı sömürlemelerine imkan veren ama bizim istifademize kapalı tek yönde geçirken bir gümrük birliğini ifade ediyor olabilir bu AB... ÖZ AB ise herşeyi içeren olur...... Tabi fazla dayanamayıp bizi ÖZ AB'ye aldıkları 2025 yılında HAKİKİ ÖZ AB nin kurulacağını görmek için de müneccim olmaya gerek yok.... :)
* http://www.fahrettin.org Manzara Fotoğraflarım... :)
* http://delphiturkiye.gunduz.info Seminerler... ;)
* http://www.hakmar.com.tr Kalite bir haktır... 8)
Kullanıcı avatarı
fahrettin
Admin
 
İleti: 2618
Kayıt: 11 Haz 2003 09:38
Konum: İstanbul

İleti Misafir » 13 Arl 2004 12:44

bu konu oldukça çetrefil. ama kanımca AB nin Türkiye ye getirisi götürüsü kadar olmayacaktır. benim şahsi kanaatim. müzakerelere başlanmalı ve müzakereler son aşamaya kadar yapılmalı ve son anlarda. biz AB hedefinden vazgeçtik diyerek çekilmeliyiz. niye mi ? bir bakın ülkemizin son 1-2 yılda nereden nereye geldiğine ve eski bildik dinamik güçlerin ve derin devletin bu konudaki çaresizliğine. artık Türkiye emekli bile olsa bir amiral in yargılanabildiği bir ülke artık. bunlar bence işte bu AB hikayesi ismi altında kazandığımız şeyler. sadece yöneticilerimiz akıllı olsun. ve biz de akıllı yöneticilere oy verelim.

diğer yandan fahrettin abi nin dediği gibi AB en fazla 3-4 yıl içinde yeni bir yapılanmaya gidecektir. çünkü tarih bize bunu söylüyor.
Misafir
 

İleti mikser » 13 Arl 2004 01:04

KENDI ELINLE TESLIM OLMAK...
Kurtuluş Savaşı neden yapılmış ki? Cumhuriyeti kurmaya ne gerek vardı? Mondros, Sevr bizleri Avrupa ve Avrupa devletleri ile bütünleştiren, bizi onlarla birleştiren anlaşmalar ve belgeler değil miydi?

Avrupa içimize girmişti. Siyasetiyle, şirketiyle, okullarıyla, gazetecileriyle ve tabii askeriyle... Tam olarak bütünleşmiştik. Elitimiz, siyasetçimiz, iş çevrelerimiz bu bütünleşmeyi büyük ölçüde onaylamışlardı.

Yabancı orduların askerleri ile futbol maçları yapıyor, turnuvalar düzenliyorduk. Biz Avrupa'ya daha o zaman girmiştik. Elitimiz onlarla daha o zaman iç içe, kucak kucağa oturmuştu. Türkiye bölünmüş de ne olmuş sanki? Ermeni'si, Rum'u ve diğerleriyle gül gibi geçinip gidiyorduk.

Bu bütünleşmeyi bozmaya ne gerek vardı. Hazır bütünleştiğimiz Avrupalıları ülkemizden çıkarmak için onlarla savaşmaya ne gerek vardı? Şikâyet edecek ne vardı ki? Avrupalılar biz ne zarar vermişlerdi ki? Elitimiz memnundu, gerisi de hiç önemli değildi. Köylü, gariban kimin umurundaydı ki?

- Şirketleri buradaydı: Ne güzel, iç ticaretimizi, dış ticaretimizi, dokumamızı, tütünümüzü, gazımızı, elektriğimizi, demiryollarımızı, denizyollarımızı onlar idare ediyorlardı. Bütün bunlar Batılılaşmanın, Avrupalılaşmanın unsurları değil miydi sanki?

Bu Avrupalı ve Batılı şirketleri kovarak suyu, elektriği, gazı, demiryollarını millileştirmeye ne gerek vardı? Daha sonradan özelleştirerek tekrar aynı şirketlere satmaya çalışacağımıza en baştan onlara hiç dokunmamak daha uygun olmaz mıydı?

- Sonra ne gerek vardı Mustafa Kemal 'in misyoner okullarını kapatmasına, onların faaliyetlerini yasaklamasına? Şimdi teşvik etmiyor muyuz? Devlet liselerini, üniversitelerini bile İngilizce, Fransızca, Almanca dili ve hocalarıyla donatmıyor muyuz?

- Mondros ve Sevr bu bölgeyi ve insanlarını Avrupa'nın ve Amerika'nın himayesi altına bir güzel sokmuştu. Şimdilerde, onların ordularını içimize sokmak için Meclis'lerden karar çıkarmaya çalışıyoruz. Karar çıkmıyor, adamlar bize kızıyorlar. O zaman hazır gelmişler, yerleşmişler; karar çıkartmaya bile gerek yoktu ki.

Gül gibi geçinip gidiyorduk. Esnaf memnun, kiliseler dolu, Avrupa ve Amerika parası akmayacak mıydı? Beyoğlu'nun eğlence yerleri de dahil olmak üzere...

Kim demiş 'Kurtuluş Savaşı' diye?
Kim çıkarmış bu Kurtuluş Savaşı'nı? Adamları kovmuşuz, hem de savaşarak. Yalnız askerlerini değil şirketlerini, misyonerlerini, okullarını da göndermişiz. Cumhuriyet diye, bağımsızlık diye, Atatürk ilkeleri diye kopmuşuz Batı'dan.

Utanmadan şirketlerini ve okullarını bile millileştirmişiz. Halbuki biz Tanzimat'la birlikte, Avrupa'yla bütünleşmek için ''Gayri millileşmeyi, bir milli politika olarak benimsememiş miydik''?..

Avrupa'yla bütünleşmek istiyorsan ulusal değil ''gayri milli'' olacaksın.

- Bak, bazı büyük sermaye çevreleri ne güzel söylüyorlar; her şey gayri milli olmalı diyorlar. Mallar dışarıdan gelsin, akıl, kültür ne varsa dışarıdan gelsin. Din, eğitim dışarıdan gelsin demiyorlar mı?

- Bazı tarikatlar da bu görüşü savunmuyorlar mı?

Ulusal bir şey yoktur, bize Avrupa ve Amerika himayesi gerekir demiyorlar mı? Bizim askerlerle olmaz, bize onların askerleri uyar diye düşünmüyorlar mı?

1919-1923 arasında ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yaptığımız hataları şimdi düzeltiyoruz.

- Balta Limanı Antlaşması'na rahmet okutan Gümrük Birliği belgeleri imzalıyoruz.

- Avrupa Birliği'ne bir güzel, ''tek yanlı bağlanıyoruz'' .

- Eğitimimizi gayri milli hale getirip misyoner okullarına destek veriyoruz.

- Türk Hava Yollarımızı, Tekelimizi, denizyollarımızı, sigaramızı, telefonumuzu yeniden yabancı şirketlere teslim ediyoruz.

- Kısacası yeniden Avrupa'nın ve Amerika'nın himayesi altına giriyoruz. Aynen işgal yıllarında olduğu gibi, aynen Mondros, Sevr yıllarında olduğu gibi Batı ile bütünleşiyoruz.

Evet değerli okurlar bütün bu yazdıklarıma ''Bu bir cennet'' diyenler var; bu, ''Yeniden cehennemin içine girmektir'' diye düşünenler var.

Ya siz hangi taraftasınız?

Bu yazı, Prof. Manisali'nın "Ya Siz Hangi Taraftasınız" başlıklı köşe yazısından alınmıştır.
Kullanıcı avatarı
mikser
Üye
 
İleti: 119
Kayıt: 30 Haz 2003 08:54
Konum: Ankara

İleti rsimsek » 13 Arl 2004 01:06

Yazılanlara katılıyorum, aynen @mikrocu nun dediği gibi düşünüyorum. Kârımız; ülkemizin belli standartlara ulaşıyor olması..
Bilgiyi paylaşarak artıralım! Hayatı kolaylaştıralım!!
Kullanıcı avatarı
rsimsek
Admin
 
İleti: 4464
Kayıt: 10 Haz 2003 12:48
Konum: İstanbul

İleti kefukar » 13 Arl 2004 01:55

Tüm yazılara +1
Fazla bişey demeye gerek yok herkes gerçeklerin farkında Allah'a şükür...
Kullanıcı avatarı
kefukar
Üye
 
İleti: 705
Kayıt: 22 Kas 2004 03:08

İleti Kuri_YJ » 13 Arl 2004 03:39

Selamlar,

Uzatmayacağım :) Aslında yazmak istediğim anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki bu AB üyeliği hakkında, ama ne benim yazmaya ne de sizlerin okumaya vakti vardır :)

Ama özetleyecek olursam, halk olarak bizler de bu olaya bir tepki koymalıyız ve benim şahsi kanaatim, yanılmıyorsam bu AB üyeliğine koşulsuz da olsa kabul edildikten sonra Halk içinde bir referandum yapılacak (bildiğim doğru ise belki yanılıyorumdur, ama bilenler varsa beni teyid etsin veya kuralın doğrusunu söylesin.) Kural halk referandumdan belirli bir oranda galiba salt çoğunluk, o da %65'in üzeri diye biliyorum, EVET çıkması gerekiyor.

İşte ben de o noktada HAYIR diye oylama yapacağım (Allah izin verirse İnşallah bir mani olmaz ise.)

Ancak bu HAYIR şu andaki şartlarda, ama yarın birgün Avrupa farklılık gösterirse bizim de fikirlerimiz değişir.

Ayrıca yaşayan bilir, Fahrettin sen oranın nabzını tutuyorsun gittiğinde, bizim de akrabalarımız var Almanya'da ve dediklerini teyit ediyorlar.

AB şu anda Türkiyeyi otlatmadan sağılacak İNEK gözlüğüyle bakarken ben de onlara ÇUFFF ÇUFFF diye efekt yapıyorum.

Kolay gelsin.
Kuri Yalnız Jedi
Özgürlük İçin Pardus https://www.pardus.org.tr/
Kullanıcı avatarı
Kuri_YJ
Moderator
 
İleti: 2030
Kayıt: 06 Ağu 2003 11:07
Konum: İzmir

İleti mussimsek » 13 Arl 2004 05:39

abi birçok kişi AB'nin bize nakit aktaracağı, bir anda refaha kavuşacağımız kanaatinde...

AB eskiden yunanistan gibi birkaç ülkeye ciddi manada yardım da yapmış ama Fahrettin abinin de dediği gibi Almanya başta olmak üzere Euro birçok ülkeyi sarstı. Bizim de Hollanda da akrabalar vardı, onlarda Euro'dan sonra ciddi manada sarsılmışlar. Artık ekonomik yönden yardım olayı yaş.

Serbest dolaşım verilirse de adamların işine gelmiyor. Almanya da 3 milyon Türk var. Alman başbakanı serbest dolaşım olursa 6 milyon Türk daha gelir, 3 de burda 9 milyon. Bunu Almanyada bir Allahın kulu kabul etmez demiş. Ayrıca birçok ülkenin nüfusu çok az. Mesela Luksemburg 3 milyon nüfusa sahipti. Onlarda kesin serbest dolaşım olursa burası Türksemburg olur diyorlardır :lol:

AB şu anda Türkiyeyi otlatmadan sağılacak İNEK gözlüğüyle bakarken

buna da aynen katılıyorum. İnşallah sağılıp gelmezler :roll:
Kullanıcı avatarı
mussimsek
Admin
 
İleti: 7241
Kayıt: 09 Haz 2003 11:26
Konum: İstanbul

İleti Query » 14 Arl 2004 11:11

mikrocu yazdı:bu konu oldukça çetrefil. ama kanımca AB nin Türkiye ye getirisi götürüsü kadar olmayacaktır. benim şahsi kanaatim. müzakerelere başlanmalı ve müzakereler son aşamaya kadar yapılmalı ve son anlarda. biz AB hedefinden vazgeçtik diyerek çekilmeliyiz. niye mi ? bir bakın ülkemizin son 1-2 yılda nereden nereye geldiğine ve eski bildik dinamik güçlerin ve derin devletin bu konudaki çaresizliğine. artık Türkiye emekli bile olsa bir amiral in yargılanabildiği bir ülke artık. bunlar bence işte bu AB hikayesi ismi altında kazandığımız şeyler. sadece yöneticilerimiz akıllı olsun. ve biz de akıllı yöneticilere oy verelim.

diğer yandan fahrettin abi nin dediği gibi AB en fazla 3-4 yıl içinde yeni bir yapılanmaya gidecektir. çünkü tarih bize bunu söylüyor.


Bende katılıyorum ve bence hükümette böyle düşünüyor. Siz şu tarihi bi verin hele başlayalım şu müzakerelere ondan sonra yabancı yatırım ister istemez artacaktır. Ee bu süre de 5-10 yıl süreceğine göre akıllı yöneticilerle bu süreyi değerlendirip nispeten daha güçlü ekonomiye ulaşabiliriz.

Şu da unutulmamalı ki Rusya yine sivrilip bende varım demeye başladı yine eğer kutuplaşmaya başlarsa ABD - Avrupa - Rusya üçgeninde (ve yine akıllı yöneticilerle tabi ki) Ülkemizin değeri artar ve güçlülük oranımız artan bi ivmeyle büyür.

Burada tek şart güçlü bir hükümet iradeli akıllı uyanık vs. yöneticiler
Kullanıcı avatarı
Query
Üye
 
İleti: 363
Kayıt: 29 Arl 2003 05:13

İleti kefukar » 14 Arl 2004 12:11

S.A.
Query yazdı:Şu da unutulmamalı ki Rusya yine sivrilip bende varım demeye başladı yine eğer kutuplaşmaya başlarsa ABD - Avrupa - Rusya üçgeninde (ve yine akıllı yöneticilerle tabi ki) Ülkemizin değeri artar ve güçlülük oranımız artan bi ivmeyle büyür.
Burada tek şart güçlü bir hükümet iradeli akıllı uyanık vs. yöneticiler

*Ülkemizin değerini türk milleti hariç herkes biliyor bence. Doğal kaynakları, köprü görevini, boğazları v.s. zaten o nedenle ülkemizi bir zamanlar paylaşmaya çalıştılar. Ne yani 21 nci yy. la girdik diye bu ülkeler Türkiye ye dost mu oldular? Tabiki hayır! ne ABD ne Rusya ne de Avrupa devletleri. Bunların hiçbiri hiçbir zaman bizim dostumuz olmadı olmayacaklar....Bu ülkelerin ve israilin Türkiye üzerinde ayrı ayrı senaryoları var......... :twisted:
* Tamam belki ülkemize gelip fabrika açacaklar ama sanmayın ki bu bize iş sahası açmak için... Tüm stratejik bölgelerimize ve kaynaklarımıza bir bakın, hepsi tek tek elden gidiyor. Ben size söyliyeyim ne fabrikası açacaklarını; BOR! Çünkü geleceğin madeni Bor. Ve dünyada en çok türkiye de var... Adamların bizim yaşam standartımızla, kişi başına düşen milli gelirimizle, insan haklarımızla falan göstermelik ilgileniyorlar.
* Türkiyenin önemi, hem kararlı idarecilerin olmasına hemde bu sözü geçen ülkelere yeri geldi mi KAFA Tutabilecek güce gelmekle artacaktır. Bunun içinde bir an önce yen,i borç eklemeden dış borçlarımızı bitirmek gerekir. Peki nasıl çok kolay, kendi öz kaynaklarımıza yönelerek.
bakın BOR madeninden bahsettik. Tamam Türkiyede çıkıyor ama kelepir bir fiyata dış ülkelere satılıyor. Kur kardeşim kendi tesisini (ABD den izin alabilirsen tabi) işle 10-15 kat fazlasına sat. Nerdeyse tekel durumundasın.. Nasıl ki OPEC kendi belirliyor fiyatı sen de öyle yap. İnanın 1 yıl içerisinde borç verecek duruma bile geliriz.
* Neyse söylenecek çok şey var ama atalarımızın lafı aklıma geldi;
"Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz!" işte o nedenle sustum.....
S.A.
Kullanıcı avatarı
kefukar
Üye
 
İleti: 705
Kayıt: 22 Kas 2004 03:08

İleti gkimirti » 14 Arl 2004 12:37

Bor konusunda yanlıs anlamalar mevcut
bu da nete yarım yamalak bilgi ile gonderilen e-postalardan kaynaklanıyor...
Bildigim kadarıyle BOR sanıldıgı gibi altın kıymeetinde bir maden degil
ve sanıldıgı gibi Hidrojen yakıtı icin bir kaynak falan da degil,
sadece ve sadece hidrojeni absorbe edebilme yetenegi olan bir maden bu konuda elektrik dergisinde (hangi sayı hatırlamıyorum ama bulursam yazarım) bir makale yayınlanmıstı...
yani hidrojeni bir sekilde elde edeceksiniz ve bunu guvenli bir sekilde kullanmak icin bor a emdireceksiniz
kullanırken ayrıstırıp yakacaksınız ve araba yuruyecek (hidrojenli arabalar icin)
guvenlik icin yakıt maliyeti aslında artmıs oluyor...
Tabiki bu yeraltı kaynaklarımızın degersiz oldugu anlamına gelmiyor , ama bu tip e-postalar birtakım bilgi eksikliklerinden dolayı cok abartılıyor
sadece bunu vurgulamak istedim
yanlıs anlasılmasın bir polemik baslatmak istemedim
iyi calısmalar
İlkbahar Derneği
"ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR." Hz.Ömer
ÜŞENME,ERTELEME,VAZGEÇME
Özel mesaj yada Mail ile sorulan soruları cevaplamıyoruz.
Kullanıcı avatarı
gkimirti
Admin
 
İleti: 1946
Kayıt: 02 Eyl 2003 03:44
Konum: İstanbul

İleti kefukar » 14 Arl 2004 12:49

Hocam evet polemiğe gerek yok tabi. Ama bana hiç borla ilgili mail gelmedi ve abartılıyor da olabilir ama bor olcağına bu kaynağın adı su olur, torak ol. v.s. demek istediğim kaynak çok ama üretim 0.
İşte bugün IMF 10 milyar $ daha kopardık diye sevindirik delisi oldu yöneticilerimiz. Benim kastettiğim olay bunlar...
Kullanıcı avatarı
kefukar
Üye
 
İleti: 705
Kayıt: 22 Kas 2004 03:08

İleti Query » 14 Arl 2004 01:12

Tabiki dediğin doğru bizde üretim 0 kaynak kullanımı koca bi sıfır.

Yine doğru söylüyorsun buraya yatırım bizim karagözümüz kara kaşımız için gelmeyecek.

Ama tüm dünyada işler böyle yürüyor. Ticaret bu, önemli olan kullandırdığın kaynağın karşılığını almak alabilmek. Buda bizi yönetenlerle ilgili bişi yukarıda söölediğim gibi.

Adamlar buraya yatırım yapacaklar karşılığını alıp kar yapacaklar. Bu arada istihdam yaratacaklar. Önemli olan vasıflı adamlar yetiştirip bu yabancı firmalarda üst düzeylere gelebilmek. Yoksa işçi anlamında sadece işsizliğimiz azalır. Birazda zenginleşiriz.
Ama teknolojiyi ülkemize getirip üst düzeyde bizler görev alabilirsek o teknolojiyi biz üretir duruma geliriz.

Sonuçta AB olayı aslında lehimize herkesin aksine kısa vadede lehimize olduğunu düşünüyorum.

Üstüne basa basa fırsatları değerlendirecek yöneticilere ihtiyacımız olduğunu söylüyorum. Görevin bi kısmı da bize düşüyor. Üzerimize düşeni çok iyi yapmalıyız.

Gelecek her sektörde bilişimin olacak aslında şu anda bile öyle.

Aslında bu siteyi kuranlar ve gelişmesine yardımcı olanlar müthiş bir iş yapıyorlar. Sonuçda sanal da olsa Sivil Toplum örgütüyüz bunu daha da genişletip geleceğimizde daha fazla söz almamız gerekiyor.

Daha büyük çapta örgütlenip kendi üzerimize düşeni yapabiliriz diyor ve düşüncelerinizi bekliyorum.

İyi Çalışmalar
Saygılar
Kullanıcı avatarı
Query
Üye
 
İleti: 363
Kayıt: 29 Arl 2003 05:13

İleti Kuri_YJ » 14 Arl 2004 01:29

Selamlar,

Aslında bizim ne AB'ye ne Amerika'ya ne de Rusya'ya ihtiyacımız var. Şu anda oyunun kurallarını onların oyunlarını oynamak suretiyle onların koymasına izin veriyoruz (buna mecburuz) eğer biz yeni bir oyun yaparsak kurallarını biz belirleriz.

Teknoloji lideri Amerika diyoruz ama Japonlar ne yapıyor, SSCB Dağıldı ama kuvvet olarak hala orda, teknoloji olarak hala orda.

Burada bizim yapmamız gerken asıl şey, AR&GE'ye yatırım yapmak, AR&GE Eninde sonunda bize dönecektir biz iişin hep ticari yönünü düşündüğümüz için Sermaye Sahipler daimi olarak önce para kazandıracak yatırımlara yöneliyor.

Ford geliyor sana fabrika kurayım sen üret diyor, Hyundai ona keza, Renault, FIAT diğer aklınıza gelebilecek yabancı sermayeli tüm üreticiler.

Şimdi bizim ülkemizde, tamamiyle Türk üretimi Kapsül Denizaltı ki dünya üzerinde derin dalış yapabilen joyistick kumandalı Kapsül Denizaltı sayısının 10 parmağımızı geçmediği günce, bir Türk bunu kendi imkanları (sermayesi) ile yaptı diye, Ağır Ceza Mahkemesinde 18 Yıl Ağır Hapis Cezası ile yargılandı. Sebebi de su altındaki tarihi eserlere zarar verebilir diye.

Zihniyete bak !...

Kanunları da onlardan taklit ederek aldığımız için bize uymuyor !.. Özümüze ters düşüyor ve adamlar bize dikte ediyorlar bunu şöyle yap, bunu böyle yap.

Ola ki sen bir teknolojik buluşa yönel, hemen seni durdurmaya çalışıyor. Bunu önce ekonomik olarak durdurmaya çalışıyor (Bak bende aynısından daha ucuza var sen şimdi oraya bir sürü yatırım yapçağına bendekini kullan, ama sakın taklit etme ve teknolojimi çalma) Ama kendileri ajanlar sokarak her türlü teknolojiyi çalıyorlar.

Ekonomik buhranlar içinde boğulan Deha gençlerini sen zahmet etme bana gönder ben hem onlara iyi para veririm hem de imkanlar sunarım diyorlar. Beyin göçüne zorluyorlar.

Baktılar bunlar tutmadı hemen kanunlarla ilgili sıkıştırmalara gidiyorlar, yok İnsan Hakları Mahkemesi Yok Telif hakları vs.

O da mı tutmadı, Terördü, İslamdı, Ketumdu gibi bahanelerle Önleyici Saldırılar yaparak ezmek.

Atatürk'ün sözlerini unutmamalıyız arkadaşlar,

Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcut.

Öze dönelim, kendimiz üretelim, geçici anlık refahlar için geleceğimizi torunlarımızı neslimizi köle yapmayalım !!!!!


Sevgiler.

Daha da yazarım da burda durdum...
Kuri Yalnız Jedi
Özgürlük İçin Pardus https://www.pardus.org.tr/
Kullanıcı avatarı
Kuri_YJ
Moderator
 
İleti: 2030
Kayıt: 06 Ağu 2003 11:07
Konum: İzmir

İleti fahrettin » 14 Arl 2004 01:46

Bu arada arkadaşlar unuttuğum çoook önemli bir konu var.
Avrupa birliği çerçevesinde bir fon oluşturulup ki galiba adi 6. çerçeve idi. Ya da 6. çerçeve başka birşeydi de bunun adını hatırlayamadım... Ama neyse gerçek olan şu ki her ülkenin ortak katılımı ile oluşturulan bu fona Türkiye de üzerine düşen 15-20 milyon € yu koymuş. Emin olamamakla birlikte toplam fon miktarı 300 milyon € civarı.... Rakamları net hatırlamıyorum... Fakat mertebeleri doğru. Bilgi de sağlam bilgi kulaktan dolma bir haber degil....
Sonra bu fondan çeşitli projelere destek veriliyor. Türkiye bu fona parayı verirken gerekli statüyü sağlamaktadır. Fakat bu fondan bir Türk firması veya üniversitesi sadece şahsi başvurusu ile faydalanamamaktadır. Tabi önce elinizde bir proje olacak ve bu projeyi de Avrupa Birliğine dahil bir ülkedeki bir firma ya da kurum ile ortak olarak yapıyor olacaksınız. Bu şekilde bu fondan faydalanabiliyorsunuz.... Peki geçen yıl Türkiye'den firma ve kurumlar ne kadarlık fon kullanabildiler? 2-3 milyon € civar.... Kalan miktarları Avrupa birliğindeki ülkeler kullanmışlar.... Yani fona koydugumuz paranın %20 sini bile ki onu da AB lilerle ortak olarak kullanamamışız....
Otlamadan sağılmaya iyi bir örnek olduğu için aktarayım istedim.... :(
* http://www.fahrettin.org Manzara Fotoğraflarım... :)
* http://delphiturkiye.gunduz.info Seminerler... ;)
* http://www.hakmar.com.tr Kalite bir haktır... 8)
Kullanıcı avatarı
fahrettin
Admin
 
İleti: 2618
Kayıt: 11 Haz 2003 09:38
Konum: İstanbul

Sonraki

Programlama

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Bing [Bot], Exabot [Bot], Google [Bot], profgokhan, Yahoo [Bot] ve 3 misafir