Türkiye avrupa birliğine girmeli mi?
mussimsek13.12.2004 - 11:17:42
Merhaba,

bu cuma netice belli olacak. Avrupa birliği bazı nedenlerden bizi almak istemezken, dışarda kalmamızı da istemiyor. Özel bir takım statüler verelim diyorlar ve bazı şeyleri diretiyorlar :

* zaten nakit para yardımı olmayacak veya çok sınırlı olacak,
* kıbrıs rum kesimini tanıyın diyorlar,
* serbest dolaşım hakkı olmayacak vs.

Siz bu konuda ne düşünüyor sunuz?

Kolay gelsin.
 
fahrettin13.12.2004 - 12:31:06
Almanya'ya gidiş gelişlerden edindiğim izlenim şu:
Avruba birliğinin dinamosu Almanya birlik öncesi ekenomik gücünden ciddi oranda kan kaybetmiş durumda... Malum bileşk kaplar kuralı eğer kapları birleştirirsen hepsi aynı seviyede olana kadar yüksek olan azalır az olan da çoğalır. Tabi en yüksek olan Almanya hızlı bir ekonomik kan kaybına belki de çöküşe girdi..... İsviçre gibi güçlü bir ekonomiyi birliğe dahil edemeyince de sırtındaki AB kamburu gittikçe arttı. Dolayısıyla bu açıdan bakınca yeni bir kambur daha istemedikleri kesin.... Ayrıca Almanya'da yaşayan Türkler'in entegre olamadıkları tabiri altında asimile edemediklerini görüyor olmaları birliğe katılacak Türkiye'yi de kendi çarkları içinde yoğuramayacaklarının bir ispatı. Bu nedenle de Türkiye'nin tam üyeliğine sıcak değiller aslında....
Fakat diğer yandan Türkiye'nin muhteşem genç nüfusu, muhteşem bir pazar oluşu, turizm imkanları, yer altı kaynakları bunlar da hepsinin ağzını sulandırıyor.....
Dolayısıyla belki de onlar da ne yapacaklarını bilemiyorlar.... O yüzden de tam üye degil de ayrıcaklılı üye vs... konularını çıkartıyorlar....
Tabi bir diğer yandan Almanya içinde AB'den çıkma meseleleri de konuşuluyor. Bu konuşmalar ne boyutta bilmiyorum ama ben giddiğimde duyuyorum.....
Bu nedenle aklıma şöyle bir senaryo da gelmiyor değil.... Türkiye dayattığı için koşulsuz tam üyeliğe bizi galiba alacaklar... Ama bizim tam üyeliğimizin gerçekleştiği muhtemel tarihte yani 5-10 yıl sonra AB bu günkü Ab olmayabilir..... O günlerde AB'nin güçlü üyeleri ÖZ Avrupa Birliğini kurabilir ve sade AB'nin pek önemi kalmayabilir. En azından bizim kaynaklarımızı sömürlemelerine imkan veren ama bizim istifademize kapalı tek yönde geçirken bir gümrük birliğini ifade ediyor olabilir bu AB... ÖZ AB ise herşeyi içeren olur...... Tabi fazla dayanamayıp bizi ÖZ AB'ye aldıkları 2025 yılında HAKİKİ ÖZ AB nin kurulacağını görmek için de müneccim olmaya gerek yok.... :)
 
Anonymous13.12.2004 - 12:44:20
bu konu oldukça çetrefil. ama kanımca AB nin Türkiye ye getirisi götürüsü kadar olmayacaktır. benim şahsi kanaatim. müzakerelere başlanmalı ve müzakereler son aşamaya kadar yapılmalı ve son anlarda. biz AB hedefinden vazgeçtik diyerek çekilmeliyiz. niye mi ? bir bakın ülkemizin son 1-2 yılda nereden nereye geldiğine ve eski bildik dinamik güçlerin ve derin devletin bu konudaki çaresizliğine. artık Türkiye emekli bile olsa bir amiral in yargılanabildiği bir ülke artık. bunlar bence işte bu AB hikayesi ismi altında kazandığımız şeyler. sadece yöneticilerimiz akıllı olsun. ve biz de akıllı yöneticilere oy verelim.

diğer yandan fahrettin abi nin dediği gibi AB en fazla 3-4 yıl içinde yeni bir yapılanmaya gidecektir. çünkü tarih bize bunu söylüyor.
 
mikser13.12.2004 - 13:04:06
KENDI ELINLE TESLIM OLMAK...
Kurtuluş Savaşı neden yapılmış ki? Cumhuriyeti kurmaya ne gerek vardı? Mondros, Sevr bizleri Avrupa ve Avrupa devletleri ile bütünleştiren, bizi onlarla birleştiren anlaşmalar ve belgeler değil miydi?

Avrupa içimize girmişti. Siyasetiyle, şirketiyle, okullarıyla, gazetecileriyle ve tabii askeriyle... Tam olarak bütünleşmiştik. Elitimiz, siyasetçimiz, iş çevrelerimiz bu bütünleşmeyi büyük ölçüde onaylamışlardı.

Yabancı orduların askerleri ile futbol maçları yapıyor, turnuvalar düzenliyorduk. Biz Avrupa'ya daha o zaman girmiştik. Elitimiz onlarla daha o zaman iç içe, kucak kucağa oturmuştu. Türkiye bölünmüş de ne olmuş sanki? Ermeni'si, Rum'u ve diğerleriyle gül gibi geçinip gidiyorduk.

Bu bütünleşmeyi bozmaya ne gerek vardı. Hazır bütünleştiğimiz Avrupalıları ülkemizden çıkarmak için onlarla savaşmaya ne gerek vardı? Şikâyet edecek ne vardı ki? Avrupalılar biz ne zarar vermişlerdi ki? Elitimiz memnundu, gerisi de hiç önemli değildi. Köylü, gariban kimin umurundaydı ki?

- Şirketleri buradaydı: Ne güzel, iç ticaretimizi, dış ticaretimizi, dokumamızı, tütünümüzü, gazımızı, elektriğimizi, demiryollarımızı, denizyollarımızı onlar idare ediyorlardı. Bütün bunlar Batılılaşmanın, Avrupalılaşmanın unsurları değil miydi sanki?

Bu Avrupalı ve Batılı şirketleri kovarak suyu, elektriği, gazı, demiryollarını millileştirmeye ne gerek vardı? Daha sonradan özelleştirerek tekrar aynı şirketlere satmaya çalışacağımıza en baştan onlara hiç dokunmamak daha uygun olmaz mıydı?

- Sonra ne gerek vardı Mustafa Kemal 'in misyoner okullarını kapatmasına, onların faaliyetlerini yasaklamasına? Şimdi teşvik etmiyor muyuz? Devlet liselerini, üniversitelerini bile İngilizce, Fransızca, Almanca dili ve hocalarıyla donatmıyor muyuz?

- Mondros ve Sevr bu bölgeyi ve insanlarını Avrupa'nın ve Amerika'nın himayesi altına bir güzel sokmuştu. Şimdilerde, onların ordularını içimize sokmak için Meclis'lerden karar çıkarmaya çalışıyoruz. Karar çıkmıyor, adamlar bize kızıyorlar. O zaman hazır gelmişler, yerleşmişler; karar çıkartmaya bile gerek yoktu ki.

Gül gibi geçinip gidiyorduk. Esnaf memnun, kiliseler dolu, Avrupa ve Amerika parası akmayacak mıydı? Beyoğlu'nun eğlence yerleri de dahil olmak üzere...

Kim demiş 'Kurtuluş Savaşı' diye?
Kim çıkarmış bu Kurtuluş Savaşı'nı? Adamları kovmuşuz, hem de savaşarak. Yalnız askerlerini değil şirketlerini, misyonerlerini, okullarını da göndermişiz. Cumhuriyet diye, bağımsızlık diye, Atatürk ilkeleri diye kopmuşuz Batı'dan.

Utanmadan şirketlerini ve okullarını bile millileştirmişiz. Halbuki biz Tanzimat'la birlikte, Avrupa'yla bütünleşmek için ''Gayri millileşmeyi, bir milli politika olarak benimsememiş miydik''?..

Avrupa'yla bütünleşmek istiyorsan ulusal değil ''gayri milli'' olacaksın.

- Bak, bazı büyük sermaye çevreleri ne güzel söylüyorlar; her şey gayri milli olmalı diyorlar. Mallar dışarıdan gelsin, akıl, kültür ne varsa dışarıdan gelsin. Din, eğitim dışarıdan gelsin demiyorlar mı?

- Bazı tarikatlar da bu görüşü savunmuyorlar mı?

Ulusal bir şey yoktur, bize Avrupa ve Amerika himayesi gerekir demiyorlar mı? Bizim askerlerle olmaz, bize onların askerleri uyar diye düşünmüyorlar mı?

1919-1923 arasında ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yaptığımız hataları şimdi düzeltiyoruz.

- Balta Limanı Antlaşması'na rahmet okutan Gümrük Birliği belgeleri imzalıyoruz.

- Avrupa Birliği'ne bir güzel, ''tek yanlı bağlanıyoruz'' .

- Eğitimimizi gayri milli hale getirip misyoner okullarına destek veriyoruz.

- Türk Hava Yollarımızı, Tekelimizi, denizyollarımızı, sigaramızı, telefonumuzu yeniden yabancı şirketlere teslim ediyoruz.

- Kısacası yeniden Avrupa'nın ve Amerika'nın himayesi altına giriyoruz. Aynen işgal yıllarında olduğu gibi, aynen Mondros, Sevr yıllarında olduğu gibi Batı ile bütünleşiyoruz.

Evet değerli okurlar bütün bu yazdıklarıma ''Bu bir cennet'' diyenler var; bu, ''Yeniden cehennemin içine girmektir'' diye düşünenler var.

Ya siz hangi taraftasınız?

Bu yazı, Prof. Manisali'nın "Ya Siz Hangi Taraftasınız" başlıklı köşe yazısından alınmıştır.
 
rsimsek13.12.2004 - 13:06:53
Yazılanlara katılıyorum, aynen @mikrocu nun dediği gibi düşünüyorum. Kârımız; ülkemizin belli standartlara ulaşıyor olması..
 
kefukar13.12.2004 - 13:55:26
Tüm yazılara +1
Fazla bişey demeye gerek yok herkes gerçeklerin farkında Allah'a şükür...
 
Kuri_YJ13.12.2004 - 15:39:24
Selamlar,

Uzatmayacağım :) Aslında yazmak istediğim anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki bu AB üyeliği hakkında, ama ne benim yazmaya ne de sizlerin okumaya vakti vardır :)

Ama özetleyecek olursam, halk olarak bizler de bu olaya bir tepki koymalıyız ve benim şahsi kanaatim, yanılmıyorsam bu AB üyeliğine koşulsuz da olsa kabul edildikten sonra Halk içinde bir referandum yapılacak (bildiğim doğru ise belki yanılıyorumdur, ama bilenler varsa beni teyid etsin veya kuralın doğrusunu söylesin.) Kural halk referandumdan belirli bir oranda galiba salt çoğunluk, o da %65'in üzeri diye biliyorum, EVET çıkması gerekiyor.

İşte ben de o noktada HAYIR diye oylama yapacağım (Allah izin verirse İnşallah bir mani olmaz ise.)

Ancak bu HAYIR şu andaki şartlarda, ama yarın birgün Avrupa farklılık gösterirse bizim de fikirlerimiz değişir.

Ayrıca yaşayan bilir, Fahrettin sen oranın nabzını tutuyorsun gittiğinde, bizim de akrabalarımız var Almanya'da ve dediklerini teyit ediyorlar.

AB şu anda Türkiyeyi otlatmadan sağılacak İNEK gözlüğüyle bakarken ben de onlara ÇUFFF ÇUFFF diye efekt yapıyorum.

Kolay gelsin.
 
mussimsek13.12.2004 - 17:39:20
abi birçok kişi AB'nin bize nakit aktaracağı, bir anda refaha kavuşacağımız kanaatinde...

AB eskiden yunanistan gibi birkaç ülkeye ciddi manada yardım da yapmış ama Fahrettin abinin de dediği gibi Almanya başta olmak üzere Euro birçok ülkeyi sarstı. Bizim de Hollanda da akrabalar vardı, onlarda Euro'dan sonra ciddi manada sarsılmışlar. Artık ekonomik yönden yardım olayı yaş.

Serbest dolaşım verilirse de adamların işine gelmiyor. Almanya da 3 milyon Türk var. Alman başbakanı serbest dolaşım olursa 6 milyon Türk daha gelir, 3 de burda 9 milyon. Bunu Almanyada bir Allahın kulu kabul etmez demiş. Ayrıca birçok ülkenin nüfusu çok az. Mesela Luksemburg 3 milyon nüfusa sahipti. Onlarda kesin serbest dolaşım olursa burası Türksemburg olur diyorlardır Laughing

AB şu anda Türkiyeyi otlatmadan sağılacak İNEK gözlüğüyle bakarken

buna da aynen katılıyorum. İnşallah sağılıp gelmezler Rolling Eyes
 
Query14.12.2004 - 11:11:37
bu konu oldukça çetrefil. ama kanımca AB nin Türkiye ye getirisi götürüsü kadar olmayacaktır. benim şahsi kanaatim. müzakerelere başlanmalı ve müzakereler son aşamaya kadar yapılmalı ve son anlarda. biz AB hedefinden vazgeçtik diyerek çekilmeliyiz. niye mi ? bir bakın ülkemizin son 1-2 yılda nereden nereye geldiğine ve eski bildik dinamik güçlerin ve derin devletin bu konudaki çaresizliğine. artık Türkiye emekli bile olsa bir amiral in yargılanabildiği bir ülke artık. bunlar bence işte bu AB hikayesi ismi altında kazandığımız şeyler. sadece yöneticilerimiz akıllı olsun. ve biz de akıllı yöneticilere oy verelim.

diğer yandan fahrettin abi nin dediği gibi AB en fazla 3-4 yıl içinde yeni bir yapılanmaya gidecektir. çünkü tarih bize bunu söylüyor.


Bende katılıyorum ve bence hükümette böyle düşünüyor. Siz şu tarihi bi verin hele başlayalım şu müzakerelere ondan sonra yabancı yatırım ister istemez artacaktır. Ee bu süre de 5-10 yıl süreceğine göre [u:c31e51f53c]akıllı yöneticilerle[/u:c31e51f53c] bu süreyi değerlendirip nispeten daha güçlü ekonomiye ulaşabiliriz.

Şu da unutulmamalı ki Rusya yine sivrilip bende varım demeye başladı yine eğer kutuplaşmaya başlarsa ABD - Avrupa - Rusya üçgeninde (ve yine akıllı yöneticilerle tabi ki) Ülkemizin değeri artar ve güçlülük oranımız artan bi ivmeyle büyür.

Burada tek şart güçlü bir hükümet iradeli akıllı uyanık vs. yöneticiler
 
kefukar14.12.2004 - 12:11:26
S.A.

Şu da unutulmamalı ki Rusya yine sivrilip bende varım demeye başladı yine eğer kutuplaşmaya başlarsa ABD - Avrupa - Rusya üçgeninde (ve yine akıllı yöneticilerle tabi ki) Ülkemizin değeri artar ve güçlülük oranımız artan bi ivmeyle büyür.
Burada tek şart güçlü bir hükümet iradeli akıllı uyanık vs. yöneticiler

*Ülkemizin değerini türk milleti hariç herkes biliyor bence. Doğal kaynakları, köprü görevini, boğazları v.s. zaten o nedenle ülkemizi bir zamanlar paylaşmaya çalıştılar. Ne yani 21 nci yy. la girdik diye bu ülkeler Türkiye ye dost mu oldular? Tabiki hayır! ne ABD ne Rusya ne de Avrupa devletleri. Bunların hiçbiri hiçbir zaman bizim dostumuz olmadı olmayacaklar....Bu ülkelerin ve israilin Türkiye üzerinde ayrı ayrı senaryoları var......... Twisted Evil
* Tamam belki ülkemize gelip fabrika açacaklar ama sanmayın ki bu bize iş sahası açmak için... Tüm stratejik bölgelerimize ve kaynaklarımıza bir bakın, hepsi tek tek elden gidiyor. Ben size söyliyeyim ne fabrikası açacaklarını; BOR! Çünkü geleceğin madeni Bor. Ve dünyada en çok türkiye de var... Adamların bizim yaşam standartımızla, kişi başına düşen milli gelirimizle, insan haklarımızla falan göstermelik ilgileniyorlar.
* Türkiyenin önemi, hem kararlı idarecilerin olmasına hemde bu sözü geçen ülkelere yeri geldi mi KAFA Tutabilecek güce gelmekle artacaktır. Bunun içinde bir an önce yen,i borç eklemeden dış borçlarımızı bitirmek gerekir. Peki nasıl çok kolay, kendi öz kaynaklarımıza yönelerek.
bakın BOR madeninden bahsettik. Tamam Türkiyede çıkıyor ama kelepir bir fiyata dış ülkelere satılıyor. Kur kardeşim kendi tesisini (ABD den izin alabilirsen tabi) işle 10-15 kat fazlasına sat. Nerdeyse tekel durumundasın.. Nasıl ki OPEC kendi belirliyor fiyatı sen de öyle yap. İnanın 1 yıl içerisinde borç verecek duruma bile geliriz.
* Neyse söylenecek çok şey var ama atalarımızın lafı aklıma geldi;
"Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz!" işte o nedenle sustum.....
S.A.
 
gkimirti14.12.2004 - 12:37:47
Bor konusunda yanlıs anlamalar mevcut
bu da nete yarım yamalak bilgi ile gonderilen e-postalardan kaynaklanıyor...
Bildigim kadarıyle BOR sanıldıgı gibi altın kıymeetinde bir maden degil
ve sanıldıgı gibi Hidrojen yakıtı icin bir kaynak falan da degil,
sadece ve sadece hidrojeni absorbe edebilme yetenegi olan bir maden bu konuda elektrik dergisinde (hangi sayı hatırlamıyorum ama bulursam yazarım) bir makale yayınlanmıstı...
yani hidrojeni bir sekilde elde edeceksiniz ve bunu guvenli bir sekilde kullanmak icin bor a emdireceksiniz
kullanırken ayrıstırıp yakacaksınız ve araba yuruyecek (hidrojenli arabalar icin)
guvenlik icin yakıt maliyeti aslında artmıs oluyor...
Tabiki bu yeraltı kaynaklarımızın degersiz oldugu anlamına gelmiyor , ama bu tip e-postalar birtakım bilgi eksikliklerinden dolayı cok abartılıyor
sadece bunu vurgulamak istedim
yanlıs anlasılmasın bir polemik baslatmak istemedim
iyi calısmalar
 
kefukar14.12.2004 - 12:49:34
Hocam evet polemiğe gerek yok tabi. Ama bana hiç borla ilgili mail gelmedi ve abartılıyor da olabilir ama bor olcağına bu kaynağın adı su olur, torak ol. v.s. demek istediğim kaynak çok ama üretim 0.
İşte bugün IMF 10 milyar $ daha kopardık diye sevindirik delisi oldu yöneticilerimiz. Benim kastettiğim olay bunlar...
 
Query14.12.2004 - 13:12:25
Tabiki dediğin doğru bizde üretim 0 kaynak kullanımı koca bi sıfır.

Yine doğru söylüyorsun buraya yatırım bizim karagözümüz kara kaşımız için gelmeyecek.

Ama tüm dünyada işler böyle yürüyor. Ticaret bu, önemli olan kullandırdığın kaynağın karşılığını almak alabilmek. Buda bizi yönetenlerle ilgili bişi yukarıda söölediğim gibi.

Adamlar buraya yatırım yapacaklar karşılığını alıp kar yapacaklar. Bu arada istihdam yaratacaklar. Önemli olan vasıflı adamlar yetiştirip bu yabancı firmalarda üst düzeylere gelebilmek. Yoksa işçi anlamında sadece işsizliğimiz azalır. Birazda zenginleşiriz.
Ama teknolojiyi ülkemize getirip üst düzeyde bizler görev alabilirsek o teknolojiyi biz üretir duruma geliriz.

Sonuçta AB olayı aslında lehimize herkesin aksine kısa vadede lehimize olduğunu düşünüyorum.

Üstüne basa basa fırsatları değerlendirecek yöneticilere ihtiyacımız olduğunu söylüyorum. Görevin bi kısmı da bize düşüyor. Üzerimize düşeni çok iyi yapmalıyız.

Gelecek her sektörde bilişimin olacak aslında şu anda bile öyle.

Aslında bu siteyi kuranlar ve gelişmesine yardımcı olanlar müthiş bir iş yapıyorlar. Sonuçda sanal da olsa Sivil Toplum örgütüyüz bunu daha da genişletip geleceğimizde daha fazla söz almamız gerekiyor.

Daha büyük çapta örgütlenip kendi üzerimize düşeni yapabiliriz diyor ve düşüncelerinizi bekliyorum.

İyi Çalışmalar
Saygılar
 
Kuri_YJ14.12.2004 - 13:29:47
Selamlar,

Aslında bizim ne AB'ye ne Amerika'ya ne de Rusya'ya ihtiyacımız var. Şu anda oyunun kurallarını onların oyunlarını oynamak suretiyle onların koymasına izin veriyoruz (buna mecburuz) eğer biz yeni bir oyun yaparsak kurallarını biz belirleriz.

Teknoloji lideri Amerika diyoruz ama Japonlar ne yapıyor, SSCB Dağıldı ama kuvvet olarak hala orda, teknoloji olarak hala orda.

Burada bizim yapmamız gerken asıl şey, AR&GE'ye yatırım yapmak, AR&GE Eninde sonunda bize dönecektir biz iişin hep ticari yönünü düşündüğümüz için Sermaye Sahipler daimi olarak önce para kazandıracak yatırımlara yöneliyor.

Ford geliyor sana fabrika kurayım sen üret diyor, Hyundai ona keza, Renault, FIAT diğer aklınıza gelebilecek yabancı sermayeli tüm üreticiler.

Şimdi bizim ülkemizde, tamamiyle Türk üretimi Kapsül Denizaltı ki dünya üzerinde derin dalış yapabilen joyistick kumandalı Kapsül Denizaltı sayısının 10 parmağımızı geçmediği günce, bir Türk bunu kendi imkanları (sermayesi) ile yaptı diye, Ağır Ceza Mahkemesinde 18 Yıl Ağır Hapis Cezası ile yargılandı. Sebebi de su altındaki tarihi eserlere zarar verebilir diye.

Zihniyete bak !...

Kanunları da onlardan taklit ederek aldığımız için bize uymuyor !.. Özümüze ters düşüyor ve adamlar bize dikte ediyorlar bunu şöyle yap, bunu böyle yap.

Ola ki sen bir teknolojik buluşa yönel, hemen seni durdurmaya çalışıyor. Bunu önce ekonomik olarak durdurmaya çalışıyor (Bak bende aynısından daha ucuza var sen şimdi oraya bir sürü yatırım yapçağına bendekini kullan, ama sakın taklit etme ve teknolojimi çalma) Ama kendileri ajanlar sokarak her türlü teknolojiyi çalıyorlar.

Ekonomik buhranlar içinde boğulan Deha gençlerini sen zahmet etme bana gönder ben hem onlara iyi para veririm hem de imkanlar sunarım diyorlar. Beyin göçüne zorluyorlar.

Baktılar bunlar tutmadı hemen kanunlarla ilgili sıkıştırmalara gidiyorlar, yok İnsan Hakları Mahkemesi Yok Telif hakları vs.

O da mı tutmadı, Terördü, İslamdı, Ketumdu gibi bahanelerle Önleyici Saldırılar yaparak ezmek.

Atatürk'ün sözlerini unutmamalıyız arkadaşlar,

Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcut.

Öze dönelim, kendimiz üretelim, geçici anlık refahlar için geleceğimizi torunlarımızı neslimizi köle yapmayalım !!!!!


Sevgiler.

Daha da yazarım da burda durdum...
 
fahrettin14.12.2004 - 13:46:10
Bu arada arkadaşlar unuttuğum çoook önemli bir konu var.
Avrupa birliği çerçevesinde bir fon oluşturulup ki galiba adi 6. çerçeve idi. Ya da 6. çerçeve başka birşeydi de bunun adını hatırlayamadım... Ama neyse gerçek olan şu ki her ülkenin ortak katılımı ile oluşturulan bu fona Türkiye de üzerine düşen 15-20 milyon € yu koymuş. Emin olamamakla birlikte toplam fon miktarı 300 milyon € civarı.... Rakamları net hatırlamıyorum... Fakat mertebeleri doğru. Bilgi de sağlam bilgi kulaktan dolma bir haber degil....
Sonra bu fondan çeşitli projelere destek veriliyor. Türkiye bu fona parayı verirken gerekli statüyü sağlamaktadır. Fakat bu fondan bir Türk firması veya üniversitesi sadece şahsi başvurusu ile faydalanamamaktadır. Tabi önce elinizde bir proje olacak ve bu projeyi de Avrupa Birliğine dahil bir ülkedeki bir firma ya da kurum ile ortak olarak yapıyor olacaksınız. Bu şekilde bu fondan faydalanabiliyorsunuz.... Peki geçen yıl Türkiye'den firma ve kurumlar ne kadarlık fon kullanabildiler? 2-3 milyon € civar.... Kalan miktarları Avrupa birliğindeki ülkeler kullanmışlar.... Yani fona koydugumuz paranın %20 sini bile ki onu da AB lilerle ortak olarak kullanamamışız....
Otlamadan sağılmaya iyi bir örnek olduğu için aktarayım istedim.... :(
 
onaydin15.12.2004 - 10:31:19
İsviçre'nin AB'ye girmesi zor, hukuki statü olarak tarafsız ülke durumunda bu şekilde bir diğer ülkede Türkmenistan mış. Bunlar herhangi bir savaşa dahil olmuyorlar, bu ülkelerde başka ülkeler asker barındıramaz savaş sırasında asker geçiremez vs. Tabi bu üye olmamasına engel değil mesela Avusturya bu şekildeyken üye oldu ama İsviçre galiba ekonomik yaptırımlarla uğraşmak istemiyor. Benzer şekilde bir iskandinav ülkesi de balıkçılık politikalarıyla uğraşmamak için üye olmuyordu.

AB kurulduğunda ekonomik hedefler ön plandaydı, ekonomik ve parasal birliği gerçekleştirmek için bölgeleri arasındaki dengesizlikleri azaltmaya çalışıyor. Bunu gerçekleştirmek için kullandığı araçlar; Yapısal Fonlar, Kaynaşma Fonu ve Avrupa yatırım bankası. Yardım fonlarının %70 civarındaki ki kısmı tarıma gidiyor (Fransa tarım yardımlarının yüksek olmasında bir etken, zaten globalizasyon karşıtı gösterileri düzenleyenlerin bir kısmı Fransız çiftçiler ve çocukları, adamlara aşırı teşvik veriyorlar, ama bu dünya ticaretini düzenleyen kuruluş adı her ne idiyse bu yardımları azaltın, dışardan gelen ürünlere uyguladıkları bir vergi politikaları var bunuda sabit hale sokun dedi bunların kuyruğuna basıldı). Ama netice itibariyle bu yardımlardan yararlanmak aday ülke statüsündeyken dahi mümkün ama bunun bir usulü var, hocanın tabiriyle "hamamda şarkı söylemeye benzemiyor".

Tabi burda şunuda sorabiliriz kanallarda o kadar "verelim kıbrıs'ı herkes tanıyor biz niye tanımıyoruz" diyen adamlar (bunlardan bazısı iktisat hocası) olayın hukuki yönüyle ilgileneceğine işin ekonomik tarafında yoğunlaşıp ya şu kontenjanımızı nasıl doldururuz, bu millet nasıl bu yardımlardan yararlanır diye oturup bi program yapmıyor.

İktisat hocasına göre Türkiye'de bazı kısıtlamalar var ve Türkiye bu konuları konuşamıyor artık orda bir Kıbrıs Cumhuriyeti olduğunu tanımamız, olaya siyasi yaklaşmak yerine teknik yaklaşmamız gerekiyormuş vs.

Onunda tekniği şöyle Kıbrıs kurulurken üç andlaşma çerçevesinde kuruluyor Londra, Zürih, Lefkoşa (İng, Türk,Yun). Andlaşmanın iki önemli maddesi var
. Kıbrıs Devleti olarak üç garantör devletin üye olmadığı bir ittifaka giremez
. Kıbrıs Devleti anayasasını değiştiremez. 3 garantör devlet statüde değişiklik yapılmaya kalkışıldığında birlikte veya tek başına müdahale hakkına sahip diyor.

Şimdi rumlar anayasal düzeni bozmaya depreştiğinde biz 74 te müdahele ettik. Artık orda bir Kıbrıs devleti olduğunu kabul etmiyoruz ve tanımıyoruz. Ama AB hala ordaki rumları Kıbrıs devleti olarak görüyor, eğer görüyorsa andlaşmadaki madde gereği üye yapmaması gerekirdi yani hukuk ihlali olmuş. Türkiye buna ses çıkarmadı ama adamlar şimdi de işi gücü bıraktı illa bizi tanıycan diye uğraşıyorlar.

Derli toplu bir yazı olmadığının farkındayım bu birazda bazı konuların kafamda netleşmemesinden veya eski bilgiler olmasından.
 
Kuri_YJ17.12.2004 - 11:22:17
Selamlar,

Görüşmeler çetin geçiyor,

Allah Temsilcilerimize Kolaylık versin onların Yar ve Yardımcısı olsun inşallah..

Sevgiler
 
Kuri_YJ17.12.2004 - 11:25:35
Selamlar,

Yaw ankete bir göz attım da ne çok AB girmek isteyen arkadaş var içimizde bu dikkatimi çekti doğrusu.

Diğer ülkelerle eşit şart verirlerse girmeli diyen arkadaşlara soruyorum bu soruyu, "Siz buna inanıyor musunuz?" ve "serbest dolaşım gibi hakların bizlere ne zaman ve ne şekilde tanınabileceği, veya serbest dolaşım gibi konularda bizlere belli bir sene sınır koymayacaklarına inanıyor musunuz?"

Gerçekten merak ettim,

Kolay gelsin
 
kefukar17.12.2004 - 11:30:29
Kuri_TL ye aynen katılıyorum.. +1
 
mege17.12.2004 - 11:39:16
Biraz taviz verilerek girilebilir 2% [ 1 ]


arkadaşlar bu tek benim :) sayın jedi @kuri nin dediği tam üyelik işi zor. yani olmuyacak bi hayal. dendiği gibi ab nin geleceği şu anda meçhul. abd acaip sıkıştıracak ileriki zamanda abyi. kendisine rakip istemiyor tabi.

öyle ab ye girelimde ne olursa olsun diyen laylaylom tiplerden değilim, ama ab nin getireceği fırsatlarıda göz ardı edemiyorum. kimi tavizlerin verilebileceği kanısındayım.ya işin çok derin yönleri var.uzatmayayım en iyisi :)
 
rsimsek17.12.2004 - 12:19:21

AB şu anda Türkiyeyi otlatmadan sağılacak İNEK gözlüğüyle bakarken ben de onlara ÇUFFF ÇUFFF diye efekt yapıyorum.


Bu gözle bize baktıkları sürece -ki ben de kesinlikle buna inanıyorum- girmemeliyiz. Farklı bir prosedürü kesinkes kabul etmemeliyiz! Zaten verecek tavizimiz kalmamıştır. Yanı başımızda Rusya gibi, Çin gibi alternatiflerimiz varken yumruğu masaya vurmalıyız. Tabi bu biraz cesaret işi.. Tek başına olacak birşey değil. Milletçe bu kararlılığı göstermeliyiz. Çünkü milletin kafasını o kadar karıştırmışlar ki herkesten tek bir ses çıkmaz olmuş. Onlar da bunu zaten bilinçi olarak yapmaktadırlar.
Sadece milletimiz için hayırlısı ne ise o olsun demeyip olacağına bırakmakla iş bitmiyorum. Hayırlı olacağına ortak kanaat getirilen işler için gerekli çabayı sarf etmek gerekiyor..
 
Anonymous17.12.2004 - 18:19:16
müzakereler 3 Ekim 2005 te başlayacak. Türkiye o tarihe kadar Ankara Antlaşmasını yeni üyeleri dahil edecek şekilde (Kıbrıs'ın tanınması) yeniden imza edecek. 2014 ten önce tam üyelik yok. Müzakereler ancak Türkiye nin talebi ile kesilebilecek. Kalıcı sınırlamalar yerine gerekirse sınırlamalar deyimi kullanıldı.

hayırlı olsun. hayra tebdil olsun.
 
Query18.12.2004 - 09:22:57
Nasıl sizce alınan sonuç başarı mı yok sa başarısızlık mı?

3 Ekim 2005 tarihine kadar tam olmasa(tanımada ara formülden bahsediliyor) bile Güney Kıbrısı tanımak zorunda olmak sizce nasıl.
 
selm@n18.12.2004 - 09:46:10
Başbakanımızın dediği gibi BAŞARDIK ! %100 olmasada;

bencede başardık. bir ara avrupa birliği ile ipler koptu tabi insan ister istemez ümitsizliğe düşüyor.. hatta halen daha düşünüyorumda dünkü yaşanan olayları bügüne kadar hiçbir AB üyesinin başından böyle bir macera geçmişmidir? diye..
velhasıl.
hayırlısı olsun..
 
kefukar18.12.2004 - 11:41:38
S.A.
Başbakanımızın dediği gibi BAŞARDIK ! %100 olmasada;

* Kim neyi başardı....? Türkiye mi AB mi bişeyleri başardı... Yani AB mi taviz verdi yoksa Türkiye mi?
* Hemen inandık, sevindik, takla attık... Ya durun daha bişey olduğu yok... Fransa ve Avustuya refarandum a gidecek. Herhangi birinin halkı %51 hayır dedimi giremiyeceksiniz... Bi de KIBRIS var tabi..
* Kardeşim her görünene, söylenene inanmayın, kokusu sonra çıkacak... Bizi asimile etmeden ya da kısıtlamadan kimse AB ye almazzzzz....
* Hadi aldılar ne yani bi anda çağmı atlayacak türkiye... Kişibaşına milli gelir 2 katına mı çıkacak, Asgari ücret yoksulluk sınırı olan 1 milyara mı çıkacak... Daha asgari ücret açlık sınırının (500 milyon) bile altında...
Bizim halk olarak gündemimiz bu... Boşverin elin AB sini... Ha olursa iyi olur o ayrı mesele ama bunlar hep gündem yanıltması... Şu anda Asgari ücret görüşmeleri devam ediyor, 2005 yılı bütçe hesapları yapılıyor, falan filan yani Türkiye için daha önemli meseleler 2. plana atılıyor... Gündemi değiştiriyorlar....
* Bizim millet ve devlet pireyi deve değil deve oğlu deve yapmasını çok iyi bilir. AB de deve oğlu deve yapılıyor... Kanmayın bu laflara... Biz kendi işimize bakalım.....
* Ne olur bizi alın AB ye demek yerine , TÜRKİYE ye yakışan öyle ilerlemeler ve atılımlar yapmalıydı ki AB gelip yalvarcaktı "ne olur girin şu AB ye de güçümüz artsın " diye.... Ama nerde............
Neyse Allah'a emanet...
S.A.
 
selm@n18.12.2004 - 12:18:23
Ve Aleykum Selam;
durum yazdıklarınız kadar kötü değil,türk heyeti,direnci ile AB'yi bir noktaya getirdi.tabiki kıbrıs hariç,problemli konularda türkiyenin talepleri aşağı yukarı karşılayan bir çerçeveye gelindi.

özellikle 41 yıldır bize AB, Genel kriterler ifadesi yerine "Kopenhag Kriterleri" şeklinde anlaşılması kabul edildi.
 
kefukar18.12.2004 - 12:26:10
Kardeş gündemi takip ettim. Hepsinden haberim var... Ama ben her duyduğuma hemen inanmamayı öğrendim. Bunlar belki benim zannettiğim kadar kötü olmayabilir ama senin kastettiğin kadar da iyi ve masum değil... Gene de İnşallan sen haklı çıkarsın... (Geleceğimiz için)
Hani bi laf vardır ya "Karpuz da yeşildir ama kesince içi kırmızı çıkar" Benim demek istediğim görünüşe aldanmamak... AB içindeki ülkelerin en az yarısı İSLAM VE TÜRK düşmanı.... Daha 1900 lü yıllarda paylaşmadılar mı ülkemizi? Bunlar şimdi dost mu bize..?
Tabi bir de Rusya faktörü var.. Putin' in Türkiye ye gelmesi de etkili oldu tabi AB için... Son Söz:
" Ayıdan post olsa bile bunların hiç birinden dost olmaz."
Allah' Emanet....
 
Kuri_YJ18.12.2004 - 12:45:38
Selamlar,

Bariz olarak bağıran kesimler hariç aslında kimse kimseye düşman gözüyle bakmıyor, sadece ulusal çıkarları göz önünde bulundurarak hareket ediyorlar. Bugün çıkarın ingiltere ile ortaklık yapmaksa bugün ortak olursun, bir başka zaman karşı cephede çatışırsın bu ulusların veya devletlerin çıkarlarının o anki durumları veya gelecekleri ile ilgili kararlardır.

Benim şu andaki endişem, 3 Ekim 2005 gibi bir tarih olmasının yanında bazı halkların Referandum yolu ile Türkiye'yi kabul veya ret diyecek olmaları düşündürücü.

AB'ye girmemiz konusunda Kıbrıs rum kesimini tanınması şartı, sözlü de olsa düşündürücü. Çünkü biz tüm şartları yerine getirdik diyelim, Kıbrıs rum kesimini de tanıdık diyelim, 3 Ekim 2005'de fransız halkı hayır derse ne olacak?

Türkiye'nin elinden bir kart daha çekmiş olacaklar ve bizim için büyük hüsran olacak. İnşallah (ki ben bundan eminim) Devlet büyüklerimiz bu konuda dikkatli ve kararlı adımlar atacaklardır, yani referandumdan haıyır çıkması gibi bir takım ayak oyunlarını yemeyeceğiz.

Neyse 17 Aralık zirvesi büyütüldüğü kadar büyük bir zirve değildi, asıl şimdi basın bu işi takip etmeli, çünkü dertler ve sıkıntılar şimdi başlıyor, sıkıntılı günlere hazır olmak lazım.

Sevgiler,
 
Anonymous18.12.2004 - 13:02:08
sayın başbakan dünkü açıklamasında, sanırım üç defa Kıbrıs'ı tanımadığımızı söyledi. sizce ne kadar inandırıcı. adamlarla masaya oturup pazarlık ediyorsunuz. antlaşma imzalamayı kabul ediyorsunuz. sonra ben seni tanımadım. bu sadece iç politika hamlesidir. esasında biz ab aday ülkesi olarak ab ile görüşmeleri yürütürken Güney Kıbrıs ab üyesi olduğunda biz Güney Kıbrıs'ı tanımış olduk zaten. burada Türk hukumeti bence kötü bi seçim yaptı. tanımamak değil de Güney Kıbrıs'ı tanımak üzeerine bir siyaset geliştirebilse idi çok daha iyi olurdu düşüncesindeyim. bir konuda ki yanlış anlamayı düzeltmek gerek, 3 ekim de müzakerelerin başlaması için herhangi bir halkoylamasına ihtiyaç yok. halk oylaması (fransa ve avusturya) için müzakereler başarılı olup ta tam üyelik gündeme geldiğinde sözkonusu olacak.

diyoruz ki, biz çok güçlü olacaktık ta onlar bizi çağıracaktı. Türkiye Cumhuriyet i 81 aşında geldiğimiz noktaya bakın. hkim güçlerimiz(bu parantez içinde sayabilieceğimiz bir çok güç var (iç vedış)) sorunlarından arınmış ve gelişmiş bir Türkiye istemiyorlar. ab bunun için yani bu hakim güçlerin tasfiyesi için iyi bir fırsat olabilir diye düşünüyorum. ve herşeye rağmen hükümetimizi kutluyorum. gerçekten iki boyunca oldukça başarılı bir performans sergilediler.

olaylara bakarken, perspektifimizi ne kadar değişken ve geniş tutabilirsek daha doğru değerlendirmeler yapabiliriz. şunu unutmayalım hepimiz Türkiye yi seviyoruz. ve Türkiye nin bekası ve rafahı için düşüncelerimizi açıklıyoruz.

selamatle.
 
gkimirti18.12.2004 - 13:51:41
hkim güçlerimiz(bu parantez içinde sayabilieceğimiz bir çok güç var (iç vedış)) sorunlarından arınmış ve gelişmiş bir Türkiye istemiyorlar. ab bunun için yani bu hakim güçlerin tasfiyesi için iyi bir fırsat olabilir diye düşünüyorum.

bu konuda cok haklısın mikrocu
ben de ab nin bize getirecegi en buyuk faydanın Turkiyenin iç belalarını temizlemek olacagını dusunuyorum, en azından bu gucler dengesi tam dagılmasada epey zayıflayacaga benziyor...
Biz biz olmanın şuuruna belki AB karşısında bazı degerlerimizden odun vererek, ezilerek varacagız...
Diyoruz ki şurada osmanlı eseri vardı yıktılar, şuraya atalarımız şunu yaptılar yok ettiler (başka ülkeler içn)
Biz ne yapıyoruz sanki çok mu değer veriyoruz kendi değerlerimize...
Başlığı biraz amacından saptırmış oldum, her neyse yazdıkça başka meseleler açılacak, açıldıkca bakış açıları değişecek falan filan....
 
Kuri_YJ18.12.2004 - 16:26:31
bir konuda ki yanlış anlamayı düzeltmek gerek, 3 ekim de müzakerelerin başlaması için herhangi bir halkoylamasına ihtiyaç yok.

diyerek düzeltmiş, Allah Razı olsun,


halk oylaması (fransa ve avusturya) için müzakereler başarılı olup ta tam üyelik gündeme geldiğinde sözkonusu olacak.


Bu satır da referandum hakkındaki söylediklerimi doğruluyor, yani risk hala var.

Zaten Ülke ve ulus çıkarları gündemde olduğunda insan ömürü ile kıyaslamamak lazım, hemen 5 senede 3 senede olacak gelişmelerden çok, daha uzun soluklu 50 sene 100 sene gibi hesaplar ve planlar yapılmalı ve kararlar bu çerçevede düşünülmeli.

İnşallah atılan adımlar ülkemize hayırlı olur.

SEvgiler
 
ALUCARD20.12.2004 - 11:47:37
hiç anlamam illa ab olcak diye bu zaman kadar ab mi vardıda bundan sonra ab olsun
boyle illa ab olsun diyenlere bi gıcık olurum ki sormayın :x
biz elimizdeki leri kullanırsak ab nin bize ihtiyacı olacak ve onlar bize ab ye girin diye yalvaracaklar Wink

neyse turkiye 3 ekim diye tarih aldı sonu belli değil

şimdi arkadaşlar cahilce konuştuğumu soyleyecekler ama ben boyle düşünüyorum Embarassed
 
Kuri_YJ20.12.2004 - 11:54:07
Selamlar,

ntvmsnbc'deki bir haberden alıntı yapıyorum, sadece bir cümle ama bu cümle çok soru işareti taşıyor gibime geliyor.

Yani tam üyelik de olsa, Türkiye'ye bazı kısıtlamaları isterlerse getirebilecekleri anlamı çıkartıyorum ben bu cümleden.


...
Türkiye, diğer üye ülkelere ait haklar bağlamında daimi derogasyonlar olabileceğini de kabul etmiştir.
...

İtalya Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gianfranco Fini


Şimdi bu cümleden çıkan başka anlam var mı? Yani Türkiye tam üye olsa bile istenirse Türkiye'ye, kısıtlamalar getirebilirler. Aslında bu kural tüm AB üyeleri için geçerli ama kural zannedersem sadece bizim üzerimizde uygulanır :)

Hadi hayırlısı
 
kefukar20.12.2004 - 12:02:47
evet aynen öyle... Hatta Türkiye 2014 tarihinden hemen önce herşey yolunda tam üye olarak girmek üzereyken bile herhangi bir ülke referandum a gidip hayır çıkarsa herşey biter...
Türkiye kıbrıs rum kesimini de ekim 2005 e kadar tanımak xorunda...Bunun sözü verildi.... Yani durum yaş..... Crying or Very sad
 
ALUCARD20.12.2004 - 12:04:49
ben zaten girsin İSTEMİYORUM Türkiye AB ye muhtaç değil
 
Anonymous20.12.2004 - 12:07:42
hala Türkiye'nin Kıbrıs Rum Kesimini tanımak zorunda olduğumuzdan bahsediyoruz. Türkiye Güney Kıbrıs'ı fiilen tanımıştır. Çünkü onların da üyesi olduğu bir birliğe dahil olmak için müzakere kararı almıştır. Korkarım, biz üye olduktan sonra da biz Kıbrıs'ı tanımadık diye yırtınacağız.
Türkiye, Güney Kıbrıs' ı tanımıştır. gerisi hikaye.

vesselam.
 
ALUCARD20.12.2004 - 12:10:37
Korkarım, biz üye olduktan sonra da biz...
giremeyeceğiz ki ni telaş ediyon
 
mussimsek20.12.2004 - 12:28:30
bence olayları çok sığ kapsamda illa girelim veya zaten almayacaklar diye değerlendirmek pek doğru değil. Her türlü ihtimali değerlendirmek en güzeli.

Dün Hollanda dış işleri bakanı, biz oyun ortasında kural değiştirdik, haksızık yaptık diye açık açık söyledi. Adamlar hissettirmeden baya bir ayaküstü çarpmaya çalışıyor Türkiyeyi. Çok dikkatli olmak lazım.
 
vedatkaba21.12.2004 - 16:19:48
BENCE GİRMELİ...NEDENİ İSE KENDİMİZİ AVRUPANIN VEYA DÜNYANIN GERİSİNDE TUTAMAYIZ....

AMERİKA GİBİ BİR GÜCE SAHİP OLSAK TAMAM GEREK YOK DERİM AMA BENCE GİRMELİYİZ.ZATEN BENİM DÜŞÜNCEM ZATEN ALACAKLAR AMA ALMADAN BİRAZ DAHA BİZİ SIKINTIYA SOKMAK İSTİYORLAR...
MECBUREN ALMALARI GEREKİR.ÇÜNKÜ TÜRKİYE COĞPRAFİ VE JEOPOLİTİK YÖNDEN BULUNMAZ BİR FIRSAT.KAFKASLAR, ORTA ASYA VE ORTA DOĞU GİBİ BÖLGELRE ULAŞMAK İÇİN TÜRKİYE ONLAR İÇİN BULUNMAZ BİR NİMET.ORTA ASYA'YI ORTA DOĞU YU ELİNİN TERSİYLE İTECEK KADAR APTAL DEĞİLDİR HERHALDE AB.AMA BİRDE ŞUDA VAR KENDİNE YETEN BİR TÜRKİYE GİRMEMELİ,ZATEN YETMEDİĞİ İÇİN GİRMEK ZORUNDA O YÜZDEN DE BUNU AB KÖTÜYE KULLANIYOR DİYORUM.

KIBRIS KONUSUNA GELİNCE HİÇ BİR ZAMAN G.K RUM KESİMİYLE TÜRKİYE AYNI TERAZİYE KONMAMALI.ÇİFTE STANDART AB POLİTASINDA VARMI BİLMİYORUM AMA ÇİFTE STANDART UYGULADIĞI KESİN...G.K RUM KESİMİ KİM OLUYORDA BİZİ TANIYACANIZ DİYOR ANLAMIYORUM..BEN ANCAK ŞUNU DERİM ÇÖPLÜĞÜNÜZDEN DIŞARI ÇIKMAYIN ZAMANSIZ ÖTEN HOROZUN BAŞINI KESERLER.

ALLAH'TAN HAYIRLISI AMA BİR GİRERSEK VAY DÜNYANIN HALİNE.AKLINI KULLAN TÜRKİYE...
BURDAN AB YOLUNDA TÜM TÜRK MİLLETİNE VE TÜRK HÜKÜMETİNE BAŞARILAR ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN VATANA VE MİLLETE HAYIRLI OLUR İNŞALLAH.
 
P20628.12.2004 - 17:20:11
Benim en çok önem verdiğim konu verilen tavizler. Türk milleti olarak yüz yıllardan beri başka ülkeler için verdiğimiz tavizleri cilt cily ansiklopedi yapsak büyük bir koleksiyon olur. Daha bundan bir kaç gün önce Enver Paşanın yediği haltın 90. anma törenlerini gerçekleştirdik. Yabancı hayranlığı (Almaya askeri ve siyasi yönden) enver paşa (Bu adamın adını bile büyük yazmak istemiyorum)(hatta bu adamın başarısızlıkları için bir forum bile olışturabilir :? ) 90000 askeri sırf kendi ihtirası için ölüme gönderdi.

Bu günkü olaylar bundan farklı en azından eline silah alıp ortaya çıkmıyorsun ama, umarım gelecekte belki 50, belki 100 sene sonra böyle anma törenleri düzelemeyiz yaptığımız hatalardan dolayı.

Buradan benim avrupa birliğine karşı olduğum izlenimi doğmasın ben her vatan evladı gibi vatanım, milletim için en hayırlısını istiyorum.
 
coderlord31.12.2004 - 15:48:41
Eğer herhangi bir hasara uğramadan, girdiği gibi de çıkabilecekse, girmeli.
 
efkan03.01.2005 - 13:23:08
merhaba herkesin olduğu gibi bu konu hakkında benimde birkaç söylenecek lafım var.
Avrupa birliği Türkiyeyi içine almak felan istemiyor.(bu vaziyette)Böyle bir isteği olsaydı eğer binlerce sayfalık bir şartlar kitabı yollamazlardı.
Soru : Peki neden istiyor gibi görünüyorlar?
Cevap : bunun bir çok nedeni var.Amerikanın önce Afganistanı , sonrada Irak ı vurması , Türkiyenin Yunanistanla bir türlü anlaşamaması ve Avrupanın Türkiyeden almak istedikleri herşey bu nedenleri oluşturuyor.
[u:3cac622ce9] Kıbrıs Rum Kesimini tanıyın diyorlar...[/u:3cac622ce9]
Soru : Türkiye Kıbrıs Rum Kesimini tanımalı mı?
Cevap: Böyle bir karar şu anda Türkiye başbakanını aşar.Zira Türkiyenin Kıbrıs Rum kesimini tanıması ya da Güney Kuzey birleşsin demek , ileride Türkiye suları sınırlarının daha da azalması demek.

Her şey bir yana bence A.B. yolunda halen doğru adım atamamaktayız.Öyle ki Avrupa her adımı için bizden yapıcı değil , çıkarcı isteklerde bulunuyor.Yunanistan üzerinden Fransaya gitmesi planlanan ve kapalı kapılar ardında herkesin bildiği bir şekilde görüşülmesi Türkiye adına bence bir eksidir. Kıbrıs Rum kesimini tanırsak bir sonraki adımda daha önce olduğu gibi yunanlılar deniz sınırlarını 6 milden 12 mile çıkaracak , belkide ilerleyen zamanlarda iskenderun bizimdi deyip geri isteyeceklerdir.
Avrupalılarda Türkiyeyi en az bizim kadar istiyorlar.Onlar için kutsal ve tarih dolu topraklar.Bu yüzden önce bize kısıtlamalar getirip iyice yoğurarak kıvama getirecekler sonra zaten türkiye istedikleri gibi olduğundan bizleri içlerine alacaklar.Yada şöyle diyelim kıbrıs birleştiğinde nasılki kısa bir zaman sonra rum adası olacaksa koskoca Türkiyede öyle olacak yani biz zaten onlardan biri olmuş olacaz.

Sayın Başbakanımız yumruğunu masaya vurup "ben 60 milyonluk milletime, bizi nasıl 60 bin kişilik Kıbrıs Rum kesimi için kabul etmediğinizi açıklarım" demesi ve giderkende fransa başbakanı ve yandaşlarının "öyleyse sana bir önerimiz var..şartlar böyle ya kabul edersin yada 10 yıl daha yanımıza gelemezsin" demesi hem daha önceden bu zirveyi oynadıklarının hemde bizi niçin,ne denli almayı düşündüklerini ortaya koyuyor.
[u:3cac622ce9] serbest dolaşım hakkı[/u:3cac622ce9]
AB yi bizi almamaları konusunda haklı çıkaran bir husus daha var.Türkiye nüfusu ve ekonomisi.Öyleki pasaportsuz geçişi kolaylaştırsalar ülkemizden avrupaya göçü kafamızda bir canlandıralım.
Şimdi ülkeden 40 milyar dolar , 60 milyar dolar çalanlardan niçin paralar geri alınmıyor onu düşünmeliyiz.Halkımızın % 60'ının güveni boşa mı çıktı?
TÜRKİYENİN 60 İLİNE EŞİT , BU PARANIN 1 ER MİLYAR DOLARI DAĞITILSA, O İLDEKİ KEDİLER BİLE DOYAR.
paranın peşinin aranmamasını nasıl televizyonda açık açık dile getirebiliyorlar anlamak mümkün değil.
[u:3cac622ce9] Zaten nakit para yardımı olmayacak...[/u:3cac622ce9]
Gayet normal biz zaten aşağı yukarı adamların istediği gibi ve yıllar önce olduğu gibi hasta adamız.Niçin güçlendirsin ki...
Hatta Fransanın bize yapılacak para yardımını kabul etmesi şöyle olacak; Biz Fransadan bol miktarda ve milyarlarca dolarlık uçak alacaz belki o zaman bunu kabul ederler. Öyleki adamlar bir cebinden alıp diğerine koyacak ama borçlanan taraf biz olacak
bu konuda başbakanımız ne yapacak merakla bekliyorum...[/quote]
 
NOT : Bu sayfa google'un siteyi indekslemesi içindir. www.delphiturkiye.com/forum/ adresini kullanınız!
1998-2006 www.delphiturkiye.com